yüksek kaldırımda bir maria missakian eksik..

toplumlar uzun yıllar standart haline gelmesi gereken şeylere hasret bırakılınca, kavuştukları -sıradan- standartı sevinçle karşılayıp,buruk bir burus vilis gülüşüyle tüm geçmişi bir anda unutup seviniyorlar.sıradan standartın altındaki çıtada geçirdikleri her anın müsebbiblerine ateş püskürürken, aslında küçücük bir şey yapmış olanın yaptığı, dev aynasında gözükürken,standartın yeni sahipleri kendilerini standarta kavuşturana adeta bir gönül rabıtasına tutuluyorlar.

————

neyse aslında burdan yola çıkıp başka bir şeyler diyecektim.

bu topraklarda beğenin ya da beğenmeyin,kerpiçten-kagirden ve ahşaptan bir mimari vardı.sahibinin ihtiyaçlarına ve servetine göre bir mimari tezahür etmişti.

maalesef güzel avrupa gibi coğrafi olarak 1. zamanda oluşmadı bu topraklar.3. ve 4. zaman dilimlerinde oluştu ve bunun sonucu olarak,toptan yükseldi.toptan yükselmesi ile engebeli ve yüksekliği sürekli değişkenlik gösteren bir makro coğrafya oluştu.

ve ülkemizin bulunduğu coğrafya sık sık depremlerle yerle bir oldu tarih boyunca.

mimarlar ve inşaat mühendisleri daha iyi bilir ki, yapıda kullanılan malzeme yapının ömrünü önemle etkilemektedir. söz gelimi ahşap bir eviniz varsa yanabilir. ama taş evin içi yansa bile taşlar yanmayacaktır.

kerpiç eviniz uzun yıllar sizinle beraber olamayacaktır

neyse işimiz olmayan konularda çok fazla konuşmayalım.

aslında ben belediyeyi övecektim de ortalık karıştı.

geçen yüksekkaldırımdan aşağı indim.

bilirsiniz karaköyden yukarı çıkarken adeta mezbele olurdu akşam saatlerinde.yamalı asfalt,pempe-gri iğrenç parke taşları,sarı beyaz boyanmış…

bir de ne görelim ahmet misbah demircan afişte gülümsüyor.kaldırımları yeniledik diyor.

ve görünen o ki caddenin eğimine uygun ve sağlamlık bakımından cadde-i kebirin s.k.msonik taşlarına hiç de benzemiyor.

bravo misbah bravo demircan.

devamını ısrarla bekliyoruz.özellikle büyük cadde için. ha ama kesin ibb karışır orası ana arter yetki bizde diye. sonra sana da – Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Malına Zarar Verme,Görevi Kötüye Kullanma, Kamu görevine engel olunması ve Kanunlara Uymamaya Tahrik diyerekten beyoğlu savcılığına gidiverirler. ama siz aynı partidensiniz. neyse kavga etmeden halledin işte.

bir de kamando merdivenlerine atıf yapan bir merdiven grubu gördüm aşağı inerken sağda.yeni kalıptan çıkarılmış.gri beton.süslenecektir ve muhtemelen zenitsever fotoğrafçı genç kızlarımızın alternatif bir çekim mekanı olacaktır.

gelelim biraz da ibb yi övmeye.

bilirsiniz eminönünde ahi çelebi cami var. İTİCÜ ile zindanhan arasında kalan yerlerde.

buraya döneceğiz.

ama öncesinde.

erken cumhuriyetle bürokrasi entellektüelitesi ankaraya taşındı.

bununla beraber şirketin gelişmesi ve 56’da banliyö trenlerinin açılması,yerleşimin sur kenarlara taşması, ve bunun sonucunda suriçinin bir iş alanı gibi kabul görmesi,prostçuluk işleriyle suriçinde (beyoğlu dahil) elde edilen yeni ulaşım aksları,halic kıyısının sanayi alanı olarak öngörülmesi,20.yy ikinci yarısından sonra bizi esir alan lastik tekerlekli ulaşımında etkisiyle vs. birleşti ve suriçindeki tam zamanlı yaşayan nüfusü oradan uzaklaştırdı.

söz gelimi beyazıt,sultanahmet,laleli,çemberlitaş ve karaköy nufüsündan ayrıldı ve görüntü var ses yok gibi bir şey oldu. nufüs olmayınca bu semtlerin kimliğini kaybetme süreci daha hızlı oldu.söz gelimi karaköy merzifonlu kara m.p. cami’nin öylece yokoluşu ibretlik bir örnek. direkler arası başka bir ibretlik paylaşım. en acısı ise belki de tophanenin topyekün mahvı.

neyse işte bunların neticesinde eminönü de gündüz nüfüsü kmkareye milyon olurken,geceleyin ıssız yerler olup çıktı.

evliya çelebi başkanın rüyalarını gördüğü yer olan ahi çelebi camii ise bu mezbelelikten nasibini aldı. otoparklar ve otobüsler arasında kaldı.balat yolunun zemininin aşağısında kaldığı için defalarca su altında kaldı.

birkaç sene evvel restorasyonu tamamlanmıştı. şimdi ise ibb buraya güzel bir peyzaj uyguluyor ve etrafı mezbele halinden kurtulacak gibi gözüküyor.artık su basmasın diye zemindeki yağmur suyu camiye ulaşmadan alınacak. zeminle ilgili problemler de var. denize kazıklar çakılacakmış. metro köprüsünün de bitmesiyle eminönü-atatürk köprüsü arası,güzel manzaralı,insanların rahatlayabileceği güzel bir park olacak. eminönüne yakınlığı nedeniyle balat fener sahili kadar ıssız olmayacaktır da. ibb rakamların göre : caminin yakın çevresindeki 25 bin metrekarelik bir alan ve 17 bin metrekaresi yeşil alan, 8 bin metrekaresini sert zeminli yürüme alanları oluşturuyor.

metro da köprüden geçmeye başlayınca istanbul dizilerinin arabayı sahile çekip hayata narenciye üzerinden atar yapma noktası olacağına bahse girerim.

neyse ibbyi de övdük.

yanlışlarını gördüğümüzde de sövüyoruz.

konuda konuya atladık,neden.

babam memleketten bir cd getirdi.içinde onlarca mahalli sanatçının davul zurna ile yerel ezgileri yorumladığı parçalar var.bir tanesi ise 47 dakika aralıksız sürüyor.3 dakika bir parça değiştiğini düşünürsek neden konudan konuya atladığımı da bir nebze olsun anlamış sayılmaz mıyız ha?

ahi çelebi camii restore edilmiş hali : copyright : Sinan DOĞAN @ FLICKR

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s