luis moreno hesap verecek.

a-) beyler paşanın maçları 2 tl. napak pampalar gidek mi?

b-) hem de şehir merkezi, eve de yakın rahat gider geliriz.

c-) oynayanların ikisi de süperlig takımı.

d-) e gidilmez mi şimdi maça? gidelim pampalar.

a-) ama bileti nerden alıcaz?

c-) paşadan alıcak değiliz ya ibb tarafından alırız. hem adamlar çok kafa.

b-) hem beyler o tribünde küfür yok. kavga yok sadece spor ve eğlencesi var. istediğin takım atkısıyla gidebiliyosun.

a-) tamam kim alıyo biletleri?

böyle karar verdik o maça gitmeye. maça gitmeden önce de malum elim olay gerçekleşti.

bu olaydan çok etkilendik. özellikle c çok etkilendi. canı sıkıldı morali bozuldu.

sonrasında bir gecede baktık ki kendi başına çabalamış.sabahlamış.

koskoca pankartı hazırlamış.

zaten bizim c’de dehb olduğundan süpheliyim. bazen hiç kulağını açmaz.
biz de sanıyoruz ki ufacıktan pankart. bazende HİPERFOKUS olur çıkar. tüm dikkatiyle kitlenir olaya. neyse işte habire mesaj atıyo millete “olm yarına çok bomba bi süpriz var” falan.

neymiş deplasman.öyleydi böyleydi derken girdik stada. çok erken gelmişiz bozbaykuşspordan kimse yok. sporbüroda kıllandı bizden aradıkça ara babam aradıkça ara babam.

zaten biz alışkınız. bir defa karşıyaka dedin mi hazır olacaksın. gümrükle bile maç yapsak 3 kere fazladan arar bizi sporbüro. neyse sağdıç. aradılar aradılar pankartı buldular.

bu ne? pankart amirim.

ne yazıyo ? baykuş katiline tepki amirim.
kimmiş o , ne katili ?

spor büroya yarım saat meram anlat.

amiri gelir amirine ayrı anlat.

sonuçta girdik maça. açtık pankartımızı. bu da böyle bir anımızdır.

teşrinler bitip kanunlar gelirken..

kırklarelinde kilitli duran o tren garı.
o tren garının sarısından ve kırmızı çerçevesinden hüzün akan,gözleri üzülmüş bakan o gar.
tren insanın nerden baksan 200 yıllık can yoldaşı, esaslı arkadaşı.
uçaklar düşer, gemiler batar. hava kötüleşse sığınacak yer arar.
fakat tren, sen misin esen yel deyip,vurur kendini koskoca bozkırlara, bol tünelli deniz kenarlarına,dağların yamaçlarına.
çocuklar bir oyundur tutturur trenlerde.
nefes tutma oyunu.tünel başlarken nefes tutarlar.tünel bitene kadar o nefesi tutan galiptir.
insan nasıl iki ayağı tek aklıyla yeryüzüne çakılmışsa tren – eski veya yeni – iki rayın üstüne çakılmıştır.
elmadağ hilton misali oda-oda kamaraları üstüste çakılmış gemilerin kimisi rotterdamdan gelir.kimisi amsterdamdan.nievu amsterdam yahut böyle bir şey.
kimisi ağaçsız , yalnız bina ve su olan venedike gider. fareleriyle beraber suya gömülecek venedik.güzel binalar ve köprüler yurdu venedik.
bazısı ise daha uzaktan gelir. transatlantik.
ama tren – hele ki memleketin böylesinde – olsa olsa bulgardan yunandan geçer gelir.
demem şu, tren bu memleketin pisliğini taşır da gelir. ta haydarpaşadan kalkıp karsa gider. ordan kıvranır sivasa döner.
pulman vagonlar. tüvasaş. v2000 yazılar.
camlarda oldum olası bi ayyıldız.evvelden hilal yukarı bakardı. sanırdım ki hilalden geri kalanını görmek için bakıyor. şimdi ise düz bakar.tam karşıya.ileri.
traşı gelmiş memurlar gibi trenler.
50-60 senelik demirinden çimentosu sıyrılmış, camlarına yağmurlu günlerde dalların hıncını alır gibi çarptığı, ağaç dallarının kasvetine kasvet kattığı, defaaatle duvarlarına yağlı boya vurulmuş bir gözü toprağa bakan binalar. ve bu binalarda belki 2 senedir aynı kravatı tek kez bağlamış, sabahları askıdan alıp takan, mesai biterkende aynı askıya asan memurlar.
bu yorgun trenler ve bu memurlar belki aynı dertten muzdariptir.
herifçioğlunun şehrine benzemez bu memurun betonu demirinden sıyrılmış binasının kasabası.
anhası minhası 10.000 erkek,kadın,çocuk.
yarısı kasabanın köylerinde. aklı ve fikri hür, değilse bile en azından berrak köylüler. afiş ve reklam görmeyen köylüler.
bilinçaltını zorla kiraya vermiş şehirlilere özenen kasabalılar.
hoş, artık köyler de özenir.
köylüler beş para etmez şehir ekmeklerine heveslenir de evlerinde ekmek pişirmez olurlar. içi boş, dışı tahta beş para etmez fırın ekmekleri.
foto kaynak : demiryolcuyuz.com