teşrinler bitip kanunlar gelirken..

kırklarelinde kilitli duran o tren garı.
o tren garının sarısından ve kırmızı çerçevesinden hüzün akan,gözleri üzülmüş bakan o gar.
tren insanın nerden baksan 200 yıllık can yoldaşı, esaslı arkadaşı.
uçaklar düşer, gemiler batar. hava kötüleşse sığınacak yer arar.
fakat tren, sen misin esen yel deyip,vurur kendini koskoca bozkırlara, bol tünelli deniz kenarlarına,dağların yamaçlarına.
çocuklar bir oyundur tutturur trenlerde.
nefes tutma oyunu.tünel başlarken nefes tutarlar.tünel bitene kadar o nefesi tutan galiptir.
insan nasıl iki ayağı tek aklıyla yeryüzüne çakılmışsa tren – eski veya yeni – iki rayın üstüne çakılmıştır.
elmadağ hilton misali oda-oda kamaraları üstüste çakılmış gemilerin kimisi rotterdamdan gelir.kimisi amsterdamdan.nievu amsterdam yahut böyle bir şey.
kimisi ağaçsız , yalnız bina ve su olan venedike gider. fareleriyle beraber suya gömülecek venedik.güzel binalar ve köprüler yurdu venedik.
bazısı ise daha uzaktan gelir. transatlantik.
ama tren – hele ki memleketin böylesinde – olsa olsa bulgardan yunandan geçer gelir.
demem şu, tren bu memleketin pisliğini taşır da gelir. ta haydarpaşadan kalkıp karsa gider. ordan kıvranır sivasa döner.
pulman vagonlar. tüvasaş. v2000 yazılar.
camlarda oldum olası bi ayyıldız.evvelden hilal yukarı bakardı. sanırdım ki hilalden geri kalanını görmek için bakıyor. şimdi ise düz bakar.tam karşıya.ileri.
traşı gelmiş memurlar gibi trenler.
50-60 senelik demirinden çimentosu sıyrılmış, camlarına yağmurlu günlerde dalların hıncını alır gibi çarptığı, ağaç dallarının kasvetine kasvet kattığı, defaaatle duvarlarına yağlı boya vurulmuş bir gözü toprağa bakan binalar. ve bu binalarda belki 2 senedir aynı kravatı tek kez bağlamış, sabahları askıdan alıp takan, mesai biterkende aynı askıya asan memurlar.
bu yorgun trenler ve bu memurlar belki aynı dertten muzdariptir.
herifçioğlunun şehrine benzemez bu memurun betonu demirinden sıyrılmış binasının kasabası.
anhası minhası 10.000 erkek,kadın,çocuk.
yarısı kasabanın köylerinde. aklı ve fikri hür, değilse bile en azından berrak köylüler. afiş ve reklam görmeyen köylüler.
bilinçaltını zorla kiraya vermiş şehirlilere özenen kasabalılar.
hoş, artık köyler de özenir.
köylüler beş para etmez şehir ekmeklerine heveslenir de evlerinde ekmek pişirmez olurlar. içi boş, dışı tahta beş para etmez fırın ekmekleri.
foto kaynak : demiryolcuyuz.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s