lodos,fındıklı,teşrin ve kanunlar.

bir kere teşrinler geldiyse peşisıra kanunlar beklemeden gelir.
sonra kanunlar yarılanır.

şiirler, kitaplar, sorular ve hayaller arasında sorulan onlarca soru ile.

“teşrin yağmurlarıdır simsiyah hicranım efendim”

bu teşrin pek yağmur yağmadı büyük ve ezeli ve ebedi ve köpek istanbula.

fakat bu kanun iyi lodos yaptı.

lodos da baş ağrısı.

lodos. gözü yaşlı lodos.

tophane – kabataş arasına sıkışmış sahilde park harap ve bîtap.

canı çıksın diye bekliyor. “iğrenç beyaz” ışıklar arkadan vuruyor.

birtakım adamlar bankları iyiden iyiye denizin dibine sokmuş.

deniz kaygısı değil bu, birtakım gözlerden sakınmak.

sahilin karalığından faydalanmış bir kaç sevgililer.

futursüz ve bol tükürüklü öpücükler.

o ara bir şilep sızıyor marmaradan. fakat bir de avusturalyadan ithal gemi.

malum ostralyalılar hızlı. seke seke çay geçen ceylan gibi. fakat asla iskoç devekuşu gibi değerli narin ve asil değil.

ostralyalının dalgası sevgililere , bol köpüklü ve okkalı, tükürüyor.

sıralama şöyle : deniz – lodos – beton – toprak üzerinde ağaçlar – yol ve tramvay .

ağaçların arasından vuran ışık sahili hepten karanlığa boğuyor. sahil parktan çok şehrin ışıklar altında.

köprü derler , ışıklı yosma birtakım oyunlar ile bakışlarımıza sahip olma çabasında. fakat zıtlıkların şehrinde yanıbaşında bir takım karanlıklar. birtakım korular ve militer alanlar. üsküdar camileri kaybolmuş evlerin arasında. denizden boy verir gibi minareler. selimiyeden el sallar dört resmi kol.

ve biberon aşağısında. bu sefer hangi bebeyi besleyecek kim bilir. yirbirinciyüzyıl istanbulunda.

sahilde parkeler dağılmış, betonlar ufalanmış. çamur. kaderi 3. dünyalının.

yapraklar kendilerince birtakım karşılamalar hazırlamışlar uzun zaman sonraki bu ziyaretime.

ne de olsa gelmemekteyim uzun zamandır bu sahile.

bu sahil ki hengame arasında kalmış. yıpranmış ve görmezden gelinmiş. sadece arzu edenler orada. bu akşam saatında.

en son burada oturmuştum 31 aralıkta. önceki değil ondan öncekiydi. öncekinde ben yoktum şehr-i istanbulda.

teşrinler ve kanunlar ikidir. teşrinlerden sonra kanunlar gelir. sonra kanunlar da yarılanıverir.

kapı aralığından, içinde ne olduğunu az çok bildiğin bir odaya bakmaktır hatırlamak.

(fotoları ben çekmiştim zamanında yok size kopirayt, dağılın.)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s