sene 1998.

o zamanlar arabalar kasetli.

kompak disk bizlere ay kadar uzak.

sivasın şarkışlasının, “kavuşamayanın acısını anlatan türküsü”, birtakım adamlar tarafından allegro allegro seslendirilip, piyasaya sürülmüş.

bir de istanbulun büyükadasında klip çekilmiş.

italyan mafyası takım elbiselerini çekmiş altı adam.

tarihte yalnızca 1998 yılına ait sarı uzun yakalı gömlekler.

top sakallı olmayanı aralarına almıyorlar. (zaten top sakallı olmayanları meşhur oldu orası ayrı.)

bütün bunlar yetmemiş gibi bir de grup üyeleri büyükada faytonlarına bindirdikleri müzik aletlerini fayton giderken çalmaya azmetmiş.

nakaratla birlikte yaptığımız boyun kıtlatıcı hareketler.

şeker ezmek ve bu sene de bekar gezmek.

artık hatırlayın müstakbel ortayaşlı nesil.

tabiki onlardan bahsediyorum.

grup laçin. 

yıllar sonra bu şarkı ve bu klip.

geçen yılları düşününce zamanında bize çok etkisi oldu.

şuncacık çocuk halimizle, kendimizi dans eden göbekler gibi boyayıp, kuzenimle tüm aileyi eğlendirdik.

o zamanlar kamera bizler için teknolojinin ulaştığı sondan bir önceki noktaydı.

cd’den bir önceki nokta.

 

o göbeksurat danslarımızı çekip tv’de izlemek inanılmaz mutluluk verirdi bizlere.

kapkacakla ritm tutup kafa hareketlerini -tıpkı onlar gibi- icra ettik.

yüzyıl önce “damlarda yata yata beline sızı giren,sevdasının acısından ölümü yeğliyen” garibin türküsü benim için sadece bu garibin hikayesini değil tüm 1998 yılını ve çocukluğumun geçip gittiğini ifade ediyor.

grup laçin kültür dünyamda bir şekilde kendine yer edinmiş yıllar boyu.

( aslında dayatılan poptan uzaklaşıp, kendi müziğini toprağında arayan 90’lar sonrası nesil içinde yerleri her zaman parmakla gösterilir. bu sebepten teşekkürler grup laçin. )

şimdilik bu kadar duygusallık yeter.

akşam yemeğini hazırlamam gerek.

ve sözü geçen klipin linki.