bu sıralar – Şubat 2013

yaşlıları anlamak güç..

birisi istanbul üniversitesi bahçesindeki kedievlerinden şikayetçi..

diğeri kadıköy belediyesinin bahçesinden lütfedip verdiği -yeni meydanın- içindeki Atatürk heykelinin küçüklüğünden..

anlaşılmaz olan tarafı ise ikisi de bu şikayeti için girişimde bulunmuş..

biri rektörlüğe dilekçe vermiş öbürü belediyeyi telefon yağmuruna tutmuş..
gerekçelerin de içi boş..

kedievinin ne işi varmış üniversiteside,kediler etrafı pisletiyormuş..

diğeri ise diyor ki heykelin arkasındaki taş çıkıntı bile heykelden daha büyükmüş..

fakülteyi fare bastı mı sen o zaman da şikayet edeceksin bey amca..emin ol şimdikinden daha fazla şikayet edeceksin..

ve sen laikçi teyze..
zaten boyu 164 cm olan adamı birdoksanmış gibi işlemiş heykeltraş..

o derece heybet katmış..
daha neyin peşindesin?

o sırada Bakırköy’e giderken buluyorum kendimi..
metrobüsün en insancıl istasyonu soğütlüçeşme..

hareket ediyoruz..
metrobüsün kirli camına yaslanmışım..
bir elimle çantamı diğeriyle yağlı demiri tutuyorum..

bir kaç gün önce körüğün ordaki demire yapışmış ve katılaşmış bir sümük gördüğümden beri iyice tiksindim metrobusten..

iki polis dikiliyor yanımda..
nerden baksan benden 4-5 yaş ufaklar..
biri kurmal,biri sarışın..
kumral olan diğerine amirini şikayet ediyor..
sarı kafa da “zaten cumaya bile gitmeyen,zina yapan adamdan ne bekliyorsun” diyor..

kendi kendime düşünüyorum..
metro en güzeli abi..
ama bizim mahalleye asla metro gitmedi ki..
asla da gitmeyecek..
eski mahallem ne guzeldi..
bakkalın önünde toplanirdik..
tıpkı o dizideki gibi..

bu mahalle bok gibi..
findiklidaki o eğimde anca teleferik gider..
sikiim böyle mahalleyi diyorum içimden..

sonra incirlide iniyorum..
yürüyorum aşağı..
adliyeye gidiyorum..
7. kata çıkıyorum..

pencereden bakınca Anadolu yakasının büyük kısmı gözüküyor..
gökdelenlerimizde fena gözükmüyor hani..

bizim memurlarda bir trip var ki sormayın gitsin..

daha önce bir işi yapmamışlar ise , önlerinde yapmadıkları bir şey gelmiş ise , mümkün değil inanmıyorlar öyle bir şey olduğuna..

önce yapmak istemiyorlar..
üstelerseniz illa bir üstlerine sormaya koşuyorlar..
üstleri tamam dese bile ikna edemiyorsunuz..

bu hem işlerinde yetkin olmamalarının sonucu hem de toplumun doğumdan itibaren ayrı ayrı herbir bireyine böcek gibi muamele göstermesinin sonucu..

sonra bir kaç iühfli görüyorum..
afralar tafralar..
Twitter biosuna tek yazabildiğin istanbul hukuk mezunu , stj. avukat…

başka bir meziyetin yok ki..
büyük böceklerin gölgesinde böcekçe bir yeredinmek..
hayata dair tüm amacın bu..

adalet ??
kağıt üzerinde …

parasızlık bizi mahvetti.. parasız yasamak mümkün değil..
bu yüzden para icin her şeyi yapabiliyoruz..biz insanlar..

oldum olası Bakırköy ve havalisini sevmem…
havalisi derken..
ataköyü şirinevleri Bakırköy sahili meydanı zeytinburnusu güngöreni bahçlievleri haznedarı merteri cevizlibağı …

daha doğrusu edirnekapıdan sonra benim için komple Bakırköy ..
seçimlerde 3 bölge..

hiç sevemedim..

neyse …

geldim bakırkoy meydan dedikleri saçma sapan yere..

bindim trene.. geldim Sirkeci’ye ..
1martta kapanacakmiş tren..

az dolandım..
sirkeciyle aramız eskiden beri iyi.. eski adetimdir,biraz buyuk postanenin merdivenlerinde oturdum..

sonra bindim vapura..

korutürk geldi..

bu şehirdeki en güzel şey vapur..

hele de eskilerden biriyse..

gerçi eskilerden kalmadı ya artık..
pasabahçeyi çok özledim..
emeksiz gibi
İhsan kalmaz gibi..

daha eskisine tevellüt yetmez zaten.

bok vardı Anadolufenerini izmite verdiniz..

Beykoz’dan sırf pasabahceyi öyle yabani hayvan gibi bağladıkları için nefret ediyorum..

nikah dairesi yapacağız diye anasını bellediniz..
pimapen taktiniz ulan..
ben ona bindim mi içim pırpır ederdi..
kıydınız ona..

çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

simdi meydan gaz tenekelerine kaldı..

gaz tenekeleri..

Karşıyakayi düşündüm vapurda..
8inci siradayiz.. hala umut var..
1461 maçını alsak ne iyi olur..
sen yendikçe biz güçleniyoruz..

Caner ağcanin herkesin bir bir kaçıp gittiği günlerde attığı “kalıp savaşmaya devam” twiti çok kıymetli..

bizden çaldığınız puanlar da çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

zaman geçti..

kalan zamanda onu düşündüm..
bu şehirde bizi ayakta tutan bir onun gözleri..

onun gözleri olmasa belki çoktan bitirmiştim kendimi..

derken saat 21.30 Kadıköy’den 19f ye bindim..

daha iskeleden yer yok..
bu otobüs 7-8 dakikada bir kalkıyor yanlış anlaşılmasın..

altıyola geldiğimizde 3. duraktan tıklım tıklım..
bu şekilde mahalleye kadar geldi..

bu sırada aklıma geldi sahrayıcedite doğru çalışma vardı..unutmuşum.. ama artık çok geçti..

velhasıl kadıköy mahalle arası 70-75 dakikayı buldu..

senin ananı avradını…

eve geldim yemek yenmiş meyveler yenmiş çaylar içilmiş..

kimsenin izlemediği yerel kanallar izleniyor yine..

yarın birkaç gün için yatılı misafir varmış..
dış kapının mandalı..
bir bu eksikti..

hayatımın özeti..
kendi evinde misafir ,
kendi memleketinde yabancı,
kendi hayatında başkasının hayatlarını yaşamaya mecbur bırakılmak istenen bir orta sınıf..

önüne hedef diye konan ise küçük burjuva olabilmek..

cuma gelsin de buzlu rakılar içeyim..
içip içip hepinize küfredeyim..
sonra gizli gizli ağlayayım..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s