kolik bebekler/gazlı bebekler

bebeklerin ilk ayları gazlı geçer bilirsiniz.

hatta bebeklermizin en büyük derdi büyük ihtimalle gaz sancılarıdır. bu gaz sancıları bebeği ağlattıkça siz de onunla ağlayacak duruma gelebilirsiniz. saatler sürer.

durumun kendisi sıkıntılı olmasına rağmen bir de her kafadan bir ses çıkar. herkes bir yorum yapar, bir noktadan sonra kendinizi suçlamaya başlarsınız.

iyice gerilirsiniz.

bizim oğlan da son derece gazlı, bir de inanılmaz inatçı bir bebek. biz de oğlumuzda bu sıkıntıyı yaşadık, hâlâ da yaşıyoruz. deneyimlerimizi paylaşmak istedim.

1-) beslenmeden sonra gaz çıkarması; ilk işimiz bu olmalı, ister anne sütü ister mama, her beslenmeden sonra gazını çıkarmaya özen gösterelim ki sonra o gazın çıkması başlı başına sorun oluyor.

2-) doktorun verdiği damlalar; doktorumuz bize biogaia ve sub simplex isimli iki damlayı verdi.  bir de aguline isimli bir şurubu kullanabilirsiniz dedi. bunları kullandık. aguline’e sonra değineceğim.

3-) ayaklarının altına bir şeyler sürmek; adaçayı, çörek otu, nane çayı… bilimum bitkisel karışımların sürülmesi konusunda tavsiye aldık ama hiç dene(ye)medik. bizim oğlan bunların sürülmesine asla müsaade edecek bir çok değil. o yüzden biz faydasını göremedik.

4-) karnına sıcak bir şeyler koyup masaj yapmak; bizim bir pirinç torbamız var. su torbası gibi, mikrodalgada birkaç dakika ısıtıp oğlanın karnına sardığımızda iyi geliyordu. o yanımızda olmadığında temiz bir havluyu ısıtıp koyuyorduk. bir de karnına masaj yaptığımız zaman güzel sonuçlar aldık. kibarca ovalayın. bacaklarını yukarı aşağı hareket ettirin.ama masajı aşırıya kaçırırsanız bebeği kusturabilirsiniz. bu hareketleri çok sert yaptığınızda Allah muhafaza kemikleri bile kırılabilir. kibar olmakta fayda var.

5-)anneye/bebeğe bir şeyler yedirip içirmek ; annenin yedikleri bebeğe yansıyor, bu yüzden annenin kuru baklagil, süt ve süt ürünleri, baharat, kahve, çay gibi gaz yapacak gıdalardan kaçınması şart! annenin bazı gıdaları alması da işe yarayabilir. bu konuda satılan anne için çaylar var. annenin bir de bol su içmesi gerek.

ama bunun dışında bebeğe şekerli su vermek, kimyonlu  su vermek, hurma yedirmek, bala pekmeze batırarak emzik vermeye çalışmak vs. gibi saçmalıklara yanaşmayın. maalesef büyükanneler bu konuda laftan anlamıyor. doktorlarımız da çok kızdılar.

6-) emzirme saatleri; bebeğin sürekli meme ağzında olması da gaza yol açıyor. mümkünse emme aralıklarını açmakta fayda var. en az 1-1,5 saat olması lazım. aksi halde kısır döngü oluyor. emdikçe gaz oluyor, gaz oldukça memeye yatırıyorsunuz  bebeği.

7-) fön makinası-elektrik süpürgesi ; her bebek de işe yarar mı bilmiyorum ama bizim oğlan fön makinası sesine resmen aşık. duyunca sakinleşiyor. direk makinayı açıp sakince karnına tutuyoruz ya da youtubedan açıyoruz. ama bebek sussun diye de son ses kulağına kulağına sokmaya gerek yok.

8 -) banyo yaptırmak ya da suya sokmak, altını açmak, yüzüstü yatırmak; bebeği yıkamak ya da bir kova ılık suyun içine göğsüne kadar batırmak çok iyi geliyor. 10 dakika suda tutun, zaten suya girince debelenmeye başlıyor sıpalar. altını açınca da bacak hareketleri gaz çıkarmasına yardımcı oluyor.  bebeğin yatış pozisyonunu değiştirmek de işe yarıyor. bebek yüzüstü yattığı zaman masaj etkisi yapıyor.

9-) arabaya binmek ve bebek arabasında gezdirmek; biz de ikisi de çok işe yaradı. kendi arabasına biner binmez dışarıya çıkacağını anlayıp heyecanlanıyor zaten.

10-) kat kat giydirmeyin ve üşütmeyin,altını uzun süre kirli bırakmayın; çok basit bir kural var. siz kaç kat giyiniyorsanız bir kat fazlasını bebeğe giydirin. aynı zamanda bebeği serinleteceğim diye de üşütmeyin. bebeği mümkünse bol bol/ferah ferah giydirin, şıkıştırmayın. üşürse de bir kat daha giydirmek yerine bir örtü ile destekleyin. altını uzun süre ıslak bıraktığınız da gaz olabilir. kendinizden pay biçin yağmurda ıslanınca nasıl tatsız oluyor. işte aynısı bebekler için de geçerli.

özetle bir baba olarak hayatımızı zehir eden gaz sancılarına karşı  gözlemleri şöyle;

gaz sancısı bir hastalık değil, tam aksine bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteriyor. hangi yöntem olursa olsun, etkisi sınırlı düzeyde. gaz sancıları, bağırsakları gelişene kadar, hareketi artana kadar maalesef yaşanacak bir süreç. yukarıda yazdıklarımı deneyin. illa ki biri yardımcı olacaktır.

sevgili ana-babalar baktınız gaz ağlamaları bitmiyor, her şeyi denediniz bebeğiniz susmuyor, çocuğunuzun da gazdan başka bir problemi olabileceğini düşünüyorsanız mutlaka doktora görünmekte fayda var. belki bilmediğimiz başka bir sorunu vardır.

not: aguline vs. gibi ilaçları düzenli kullanmakta fayda var. sancı anında bu ilaçları bebeğe vermek doğru değil. yoksa hiç kullanmayın. biz aguline’i kriz anında ve ya az öncesinde veriyorduk, bu şekilde kullanmayı bıraktık.  gaz sancılarımız ciddi miktarda azaldı.

not 2: kayınvalidem çok uğraşıyor ama bizim oğlan inatla emzik tutmuyor.

baba oluyorum.

baba oluyorum.

hem de çok az kaldı inşallah.

***

bir erkeğin hayatı dünyada herhalde 2 kez alt üst oluyor.

birincisi evlenmeye karar verdiğiniz ve evlendiğiniz zaman.

ikincisi ise sevdiğiniz kadınla kurduğun o küçük ve iki kişilik dünyanın artık 2 kişilik olmayacağını öğrendiğiniz anda.

bir erkek bekar yaşadığı süre boyunca -istisnalar dışında- başına buyruk yaşar, sadece kendini düşünür. evlenmeye karar verdiğinizde ise bu tamamen değişiyor. Artık 2 kişilik yaşıyorsunuz ve tüm hayatınızı 2 kişilik yaşıyor ve kararlarınızı 2 kişilik olarak alıyorsunuz.

***

eşim benim lise aşkım/arkadaşım. yani uzun yıllardır beraberiz. neredeyse bütün hayatımızı birlikte inşa ettik.

diyebilirsiniz ki “siz zaten kaç senedir birliktesiniz artık bir farkı kalmamıştır”.

emin olun, her gününüzü birlikte geçirdiğiniz insanla düğünden sonra aynı eve adım attıktan sonra her şey yeni başlıyor.

Bunu kötü bir durummuş gibi düşünmeyin. Aksine dedim ya her şey yeni başlıyor. Zorlukları da var güzellikleri de.

Neyse düğün telaşı bittikten sonra evin kapısı kapanıp 2 kişi kaldığınızda , kendi kabuğunuzda bir yuva kuruyorsunuz. bir hayat kuruyorsunuz. bir düzen. bir şekilde bu düzen devam ediyor.

***

ta ki küçük bir mucize hayatınıza girip tüm hayatınızı gerçekten altüst edene kadar.

ister içgüdü deyin, ister toplumsal şartlanmışlık, ister öğretilmiş ebebeynlik.

o sıpanın geleceğini öğrendiniz ya, artık hiçbir şey eskisi gibi OL-MA-YA-CAK.

***

sakin olun.

bunu telaşlanın diye söylemiyorum. Sadece eşinizle kurduğunuz o küçük dünya artık sona erecek. yeri geldiğinde başına buyruk, yeri geldiğinde umarsız ve canı nasıl isterse öyle yaşayan genç-evli hayatı artık yok.

artık her an tetikte olmanız gereken, her an onunla ilgilenmeniz gereken ve her an onu koruyup-kollayıp en iyi şartlarda yaşatmanız gereken bir bıdık var. BAM BAM BAM.

***

ben ki hayatı boyunca kendinden başka bir şey düşünmemiş 4 kardeşin en küçüğü,tabiri caizse tekne kazıntısı idim. şimdi hem eşimden hem de bebeğimden sorumluyum. onların karnı tok-sırtı pek olmasını sağlamak zorundayım.

bunun ne kadar ürkütücü oldğunu düşünün.çoğu erkek zaten bundan ürküp evlenmekten ve çocuk sahibi olmaktan uzak duruyor.

bir kere maddi boyutu var bu işin.

ne de olsa anne evi rahat. karnın doyuyor, çamaşırın yıkanıyor, bulaşığın toplanıyor, ütün yapılıyor, kira/fatura derdi yok. az buçuk elin ekmek tutuyorsa keyfe keder yaşarsın. neden bu rahatlığı bırakıp aile kurasın ki?

ikincisi de manevi yükü.

neyse bizim için o günler geride kaldı.

dedim ya bir erkeğin hayatındaki 2 büyük kırılma noktası da yaşandı benim için.

ve sizi temin ederim ki, bekar günlerimi hiç özlemiyorum. aile kurmak ve aileyi büyütmek çok güzel. sadece anne/babamın artık yaşlandığını görmek beni üzüyor.

***

gelelim bizim küçük mucizemize.

15 temmuz gecesini nasıl geçirdik sonrasında neler yaşadık ülkece biliyorsunuz. biz de benzerlerini yaşadık. evimiz köprüye yakın olduğundan köprüdeki dehşeti yaşadık. mahallemizden şehit cenazeleri kalktı birer birer.

hainlerin isyanı bastırıldıktan ve ortalık durulduktan sonra biz de bir kaç günlüğüne tatile gidelim dedik.

yolda giderken susurlukta mola verdik. tostu ısırıp ayranı içerken hanım “ben bu ay adet olmadım” dedi.

ordan sonra film koptu.

tatil beldesine varır varmaz eczane aradık. haftasonuna denk geldiği için zar zor bulduk. test aldık. sonuç pozitif.

ikna olmadık.

pazartesi sabahın köründe millet denize giderken biz hastaneye gittik.

artık orda ikna olduk.

bu güne kadar bebeğimiz olsun diye bir çabamız olmamıştı.

bebek yapalım diye plan dahi yapmamıştık. hatta ilk 3-4 sene rahat rahat gezelim bebek yapmayalım derdik.

ama hayatta her şey plandığınız gibi olmuyor. iyi ki de olmuyor. yoksa ne kadar saçma hayatlarımız olurdu.

***

bebeğimiz olacak. günler günleri kovaladı ve artık son 4-5 haftadayız inşaallah.

heyecan dorukta.

bebek daha gelmeden kendisi için hazırlıklar/değişiklikler yaptırıyor size.

neler mi yaptık?

eşim işini değiştirdi. gün içinde daha serbest olabileceği bebeğimizle daha iyi ilgilenebileceği bir yöntemle çalışmaya başladı.

biz ofisimizi değiştirdik. eşimin çocuğu bana bırakması durumunda daha müsait olabileceğimiz bir ofise geçtik.

birlikte olduğumuz süre boyunca bize yetecek küçük evimize bebekle sığmayacağımızı anladığımızdan evimizi değiştirdik.

yaptığımız hazırlıkları saymıyorum bile.

bebek için ne gerekiyorsa gerekli olan her şey imkanlar el verdiği ölçüde hazırlanıyor.

***

daha uzun uzadıya anlatılacak çok şey var.

ama kısaca söyleyeyim “heyecandan içim kaynıyor”.

öğrendiğim ilk günden beri onu kucağıma alacağım anın hayalini kuruyorum.

inşallah hayallerimiz gerçeğe döner.