söğütlüçeşme caddesinin kaldırımları.

bu caddeyi ekşisözlükte oric isimli yazar kısa ve net anlatmış.

kadiköyün en yogun caddelerinden biridir. hasanpasada kadiköy belediyesi binasinin önünden baslar. üzerinden tren yolu ve inkisaf caddesi gecer. daha sonra sögütlüçesme camii ve otobüs duragindan sonra hafif rampa yukari altiyola devam eder. altiyol’dan sonra saga kivrilarak kadiköy rihtima kadar iner ve bu noktada sona erer. bundan sonra adi haydarpasa rihtim caddesidir

şimdi bu cadde kuşdili ve bahariye caddeleriyle birlikte kadıköyün merkezindeki en işlek ve yoğun caddeler.
lafı uzatmadan söyleyelim. kuşdilinin kaldırımları yapıldı.
çok da güzel oldu. kuşdili caddesine değer kattı. 
ama söğütlüçeşme caddesinde gezmeyi, alışverişi bırakın yürümek dahi işkence.
sanki kaldırım değil bubi tuzağı.
her yerde bir delik,bir çukur,bir basamak, bir engel,bir yükselti.
üstelik burası metrobüsü kadıköye bağlayan cadde.
böyle kaldırım olmaz.
kadıköyün en işlek caddesi rezalet bir kaldırıma sahip.
buradan kadıköy belediyesi mi yoksa İBB mi mesul orasını bilmiyorum ama her kim mesulse buradan acilen bu ayıbı gidermeli.
bir an önce söğütlüçeşme caddesinin kaldırımları DÜZELTİLMELİ.
 
Reklamlar

uzakta oturan adamın sıkıntısı

önceki yazılarda bir kaç sefer şikayet ettik.

böyle ulaşım mı olur, böyle otobüs mü olur, böyle yol mu olur diye.

yeni yapılaşan yerlerin kaderi böyle.

ihtiyaçların aciliyeti dayanılmaz noktaya gelene kadar kimse oralı olmuyor.

halbuki bir yere yerleşecek insan sayısına göre ÖNGÖRÜ ile plan yapılsa?

idarecilerimiz öngörülü olmayı pek sevmiyorlar.

istanbulla honkong bana aynı hissi veriyor. gerçi honkongun istanbuldan daha düzenli olduğu anlaşılıyor ama her iki yerde de mantık “kilometre kareye ne kadar insan sığdırırsak o kadar iyi”.

halbuki ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi değil miydi o?

( hoş bizim idarecilerin gönlünde yatan aslan hongkong.ben size söyliyim. )

neyse hal böyle olunca ben oturup senede kaç saat yolda geçiyor diye bir hesaplayayım dedim.

şimdi şöyle.

benim ikâmetgahım halihazırda, süper harika muhteşem güzeide bayındır mahallemiz FINDIKLI’da.

çoğu günler anadolu yakasından avrupa yakasına geçmek zorundayım.

okul,iş ve diğer sebeplerden.

örneğin evden çıkıyorum ve istikamet okulun olduğu yer olan beyazıt.

evden sabah 7’de çıktım diyelim.

en yakın otobüs durağına 650 metre yürüyorum.bu yolun büyük kısmı yokuş. bu sebepten 10-12 dakika da durakta oluyorum. 07.10

ortalama 7-8 dakika otobüs bekliyorum.

otobüse biniyorum. 07.18

kozyatağı beyazevlere gelmek trafiğin ve yolcunun durumuna göre 15 dakika ile 30 dakika arasında zaman alıyor.

en iyi ihtimalle 07.35-07.40 arasında kozyatağında oluyorum.

buradan beyazıta gitmek için en iyi yol harem – sirkeci feribotu ve ardından tramvay.

kozyatağından sonra ise E5 karayolu üzerinden gitmek için 25-30 dakikaya ihtiyacınız var. yani 08.10 gibi haremde oluyorum.

HİÇ feribot beklemeden hemen bindiğim takdirde 15-20 dakika sürüyor sirkeciye gelmesi.

bugüne kadar hiç beklemeden feribota bindiğim 4-5’tir.

ortalama 5-10 dakika bekliyorsunuz.

yani 8.30da sirkecide oluyorum.

burdan sonra 4 durak tramvay yolum var. beklemeden bindiğimi varsayarsak 3 dakikadan 12 dakika da beyazıtta oluyorum.

yani 8.45 de beyazıta varmış oluyorum. bir saat 45 dakika.

evden 7 de çıkmıştım.

bu süreçte 16f gelirse; 3 vesaitle, 19f ile kozyatağından aktarma yaparsam; 4 vesaitle beyazıta gidiyorum.

biraz daha iyimser olarak bu süreyi 1.5 saat olarak hesaplıyorum.

akşam yine aynı yoldan geliyorum.

etti mi size 3 saat.

ayda 20 iş günü var. ben cumartesileri de çalışan birisi olduğum için ayda 25gün aşağı yukarı bu şekilde.

ayda 3*25 = 75 saat eder. bir yılda (75*12 =) 900 saat eder.

900/24=37,5 gün eder.

yani yılda hayatımın bir ayı yolda geçiyor.

bu süre keyfekeder harcadığım bir süre değil.

okula ve işe gidebilmek için yolda harcadığım süre.

bana yazık değil mi?

bu sıralar – Şubat 2013

yaşlıları anlamak güç..

birisi istanbul üniversitesi bahçesindeki kedievlerinden şikayetçi..

diğeri kadıköy belediyesinin bahçesinden lütfedip verdiği -yeni meydanın- içindeki Atatürk heykelinin küçüklüğünden..

anlaşılmaz olan tarafı ise ikisi de bu şikayeti için girişimde bulunmuş..

biri rektörlüğe dilekçe vermiş öbürü belediyeyi telefon yağmuruna tutmuş..
gerekçelerin de içi boş..

kedievinin ne işi varmış üniversiteside,kediler etrafı pisletiyormuş..

diğeri ise diyor ki heykelin arkasındaki taş çıkıntı bile heykelden daha büyükmüş..

fakülteyi fare bastı mı sen o zaman da şikayet edeceksin bey amca..emin ol şimdikinden daha fazla şikayet edeceksin..

ve sen laikçi teyze..
zaten boyu 164 cm olan adamı birdoksanmış gibi işlemiş heykeltraş..

o derece heybet katmış..
daha neyin peşindesin?

o sırada Bakırköy’e giderken buluyorum kendimi..
metrobüsün en insancıl istasyonu soğütlüçeşme..

hareket ediyoruz..
metrobüsün kirli camına yaslanmışım..
bir elimle çantamı diğeriyle yağlı demiri tutuyorum..

bir kaç gün önce körüğün ordaki demire yapışmış ve katılaşmış bir sümük gördüğümden beri iyice tiksindim metrobusten..

iki polis dikiliyor yanımda..
nerden baksan benden 4-5 yaş ufaklar..
biri kurmal,biri sarışın..
kumral olan diğerine amirini şikayet ediyor..
sarı kafa da “zaten cumaya bile gitmeyen,zina yapan adamdan ne bekliyorsun” diyor..

kendi kendime düşünüyorum..
metro en güzeli abi..
ama bizim mahalleye asla metro gitmedi ki..
asla da gitmeyecek..
eski mahallem ne guzeldi..
bakkalın önünde toplanirdik..
tıpkı o dizideki gibi..

bu mahalle bok gibi..
findiklidaki o eğimde anca teleferik gider..
sikiim böyle mahalleyi diyorum içimden..

sonra incirlide iniyorum..
yürüyorum aşağı..
adliyeye gidiyorum..
7. kata çıkıyorum..

pencereden bakınca Anadolu yakasının büyük kısmı gözüküyor..
gökdelenlerimizde fena gözükmüyor hani..

bizim memurlarda bir trip var ki sormayın gitsin..

daha önce bir işi yapmamışlar ise , önlerinde yapmadıkları bir şey gelmiş ise , mümkün değil inanmıyorlar öyle bir şey olduğuna..

önce yapmak istemiyorlar..
üstelerseniz illa bir üstlerine sormaya koşuyorlar..
üstleri tamam dese bile ikna edemiyorsunuz..

bu hem işlerinde yetkin olmamalarının sonucu hem de toplumun doğumdan itibaren ayrı ayrı herbir bireyine böcek gibi muamele göstermesinin sonucu..

sonra bir kaç iühfli görüyorum..
afralar tafralar..
Twitter biosuna tek yazabildiğin istanbul hukuk mezunu , stj. avukat…

başka bir meziyetin yok ki..
büyük böceklerin gölgesinde böcekçe bir yeredinmek..
hayata dair tüm amacın bu..

adalet ??
kağıt üzerinde …

parasızlık bizi mahvetti.. parasız yasamak mümkün değil..
bu yüzden para icin her şeyi yapabiliyoruz..biz insanlar..

oldum olası Bakırköy ve havalisini sevmem…
havalisi derken..
ataköyü şirinevleri Bakırköy sahili meydanı zeytinburnusu güngöreni bahçlievleri haznedarı merteri cevizlibağı …

daha doğrusu edirnekapıdan sonra benim için komple Bakırköy ..
seçimlerde 3 bölge..

hiç sevemedim..

neyse …

geldim bakırkoy meydan dedikleri saçma sapan yere..

bindim trene.. geldim Sirkeci’ye ..
1martta kapanacakmiş tren..

az dolandım..
sirkeciyle aramız eskiden beri iyi.. eski adetimdir,biraz buyuk postanenin merdivenlerinde oturdum..

sonra bindim vapura..

korutürk geldi..

bu şehirdeki en güzel şey vapur..

hele de eskilerden biriyse..

gerçi eskilerden kalmadı ya artık..
pasabahçeyi çok özledim..
emeksiz gibi
İhsan kalmaz gibi..

daha eskisine tevellüt yetmez zaten.

bok vardı Anadolufenerini izmite verdiniz..

Beykoz’dan sırf pasabahceyi öyle yabani hayvan gibi bağladıkları için nefret ediyorum..

nikah dairesi yapacağız diye anasını bellediniz..
pimapen taktiniz ulan..
ben ona bindim mi içim pırpır ederdi..
kıydınız ona..

çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

simdi meydan gaz tenekelerine kaldı..

gaz tenekeleri..

Karşıyakayi düşündüm vapurda..
8inci siradayiz.. hala umut var..
1461 maçını alsak ne iyi olur..
sen yendikçe biz güçleniyoruz..

Caner ağcanin herkesin bir bir kaçıp gittiği günlerde attığı “kalıp savaşmaya devam” twiti çok kıymetli..

bizden çaldığınız puanlar da çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

zaman geçti..

kalan zamanda onu düşündüm..
bu şehirde bizi ayakta tutan bir onun gözleri..

onun gözleri olmasa belki çoktan bitirmiştim kendimi..

derken saat 21.30 Kadıköy’den 19f ye bindim..

daha iskeleden yer yok..
bu otobüs 7-8 dakikada bir kalkıyor yanlış anlaşılmasın..

altıyola geldiğimizde 3. duraktan tıklım tıklım..
bu şekilde mahalleye kadar geldi..

bu sırada aklıma geldi sahrayıcedite doğru çalışma vardı..unutmuşum.. ama artık çok geçti..

velhasıl kadıköy mahalle arası 70-75 dakikayı buldu..

senin ananı avradını…

eve geldim yemek yenmiş meyveler yenmiş çaylar içilmiş..

kimsenin izlemediği yerel kanallar izleniyor yine..

yarın birkaç gün için yatılı misafir varmış..
dış kapının mandalı..
bir bu eksikti..

hayatımın özeti..
kendi evinde misafir ,
kendi memleketinde yabancı,
kendi hayatında başkasının hayatlarını yaşamaya mecbur bırakılmak istenen bir orta sınıf..

önüne hedef diye konan ise küçük burjuva olabilmek..

cuma gelsin de buzlu rakılar içeyim..
içip içip hepinize küfredeyim..
sonra gizli gizli ağlayayım..

şehir hayatına ve ulaşıma dair bir bakış açısı.

“Gelişmiş bir ülke, fakirlerin otomobil sahibi olduğu değil, zenginlerin toplu ulaşım kullandığı ülkedir”

Bogota Belediye Başkanı

bogota Kolombiya’nın başkenti.7-8 milyon nüfusu var.

kendileri bu sözü ne kadar uygulamışlar orası onları ilgilendirir.

ama transmilenio adı altında basit ve kullanışlı ve her yere yayılmış 11 hatlik bir metrobüs sistemleri var.
hem de 2000 yılında sefere başlamış.
bu hatta iki körüklü yani üç parçadan oluşan 25 metre otobüsler rahatlıkla kullanılıyor.

bizim metrobusten farkı: 2 şerit, istasyon ve tekrar iki şeritten oluşması. toplamda 4 şerit.
(dıştaki şeritler ekspres otobüsler icin kullanılıyor. böylelikle istasyonlarda yığılma olması engelleniyormuş)

istasyonlar konforlu. üstü ve etrafı kapalı.

otobüs kapılarıyla eşzamanli çalışan istasyon kapıları mevcut.
yani bizdeki gibi Çağlayan’da metrobüs beklerken 100 desibel sese ve soguga maruz kalmıyorsunuz.

ayrıca yaygın bir bisiklet yolu ağı var şehirde.

daha ilginci ise sehrin en işlek caddesinin pazarları sadece yaya ve bisikletçi trafiğine açık olması.

en ilginci ise car-free day uygulaması.
yani arabasiz geçen gün.
cok basit. o gün araba yok. herkes toplu tasıma ,bisiklet kullanmak ya da yürümek zorunda.
bizim araba sevdalisi liberallerin hiç hosuna gitmeyecektir.

gelelim belediye baskaninin özlü sözüne.

bu sözden bizim yerel ve genel yoneticilerin alması gereken dersler var.

sehir insanlar içindir efendiler!

sehir arabalar için değildir.

bizler arabalar filminde yaşayan birer araba değiliz.

insanız.

insana yakışır sekilde, zamanın şartlarına uygun, hızlı ve güvenli ulaşmak en doğal hakkımız.

unutmayin efendiler!

bizler bu sehirlere keyfimizden göçmedik.

sermayenin çarkı dönsün diye bizleri siz mecbur ettiniz göçmeye.

bu hafta sahaya inip aytekin durmazi kovaladığımız gibi, gunü gelir sizleri de cehennemin dibine kadar kovalarız.

bogota transmilenio haritası :

20121225-045115.jpg

Fındıklı Mahallesi Maltepe

2012 aralik itibariyle Findikli da insaat faaliyetleri tum hiziyla devam ediyor.

insaatlar devam ediyor ama altyapi bakimkindan pek bir gelisme yok.

park sorunu iyice ayyuka çıktı. mahalle kalabaliklastikca park kavgalari artiyor.

ev alacakların dikkatine. Fındıklı’da artık park sorunu da var.

ataturk caddesinde neredeyse bos arsa kalmadi.

universiteye kadar insaatlar devam ediyor.

hancioglunda insaat bakimindan pek hareket yok.
yaz mevsimine göre durgun.

hancıoglu parkı ve palmiye caddesi arasında ve hanciogluna dik inen sokaklarda bir kac inşaat var.

hancioglu caddesinde bir senedir yeni bir sorun peydah oldu.

gıda toptancılarının yeni adresi oldu hancıoglu. gıda toptancılarının depo olarak kullandığı yerler mevcut.

ekonomi anlamında bu guzel birsey fakat toptancıların varlığı mahalleli icin bazı problemler yaratıyor.
kamyonları yolu daraltiyor. trafiği arttırıyor. sebze meyve toptancılarının atıkları caddeyi batırıyor.

gıda toptancilarindaki artış devam ederse hancioglu caddesi pek fazla gelisemez. emlak yatirimcilari icin de prim yapmaz.

yani hancıoglu caddesi Atatürk caddesine alternatif olamaz.

bunun yanında muhtarlık mevkiinde derenin etrafındaki yamaçlarda bir kac inşaat göze çarpıyor.

basibuyuk yolunun paralelindeki sokaklarda da devam eden bir kac inşaat var.

Yalçın sokak ile hancıoglu arasındaki boşluğu sokak haline getirmek icin sonunda bir çalışma basladi.
burası boş bir alandi ve çamur icindeydi. bir tarafı uçurum şeklindeydi. imar planinda sokak olarak gozukuyordu.

beton dökülüp tesfiye yapılacak anlaşılan.
fakat bu calışma Atatürk caddesine kadar ilerler mi bilinmez.
ama mutlaka ilerlemesi lazım.

baskan fırsatı kaçırmamış pankartı astirmis. hizmetlerimiz devam ediyor diye.

kentplus insaatinda ise dis cephe isleri yapiliyor.

fakat hâlâ adam gibi bir yol yok bu mahallenin.

kentplusa bunca para verenlerin aklından şüphe ediyorum.
tebernüş kireççiye akıl danışmaya devam.
buradan ev alanlar havadanemlak.com dan gözüktüğü gibi olmadıgını taşininca anlayacaklardir artik.

yahu bu mahallenin adam gibi yolu bile yok.

muhtarlık mevkii iyice berbat bir hâl aldı. özellikle pazar kurulduğu zaman keşmekeş oluyor.

nedense baskan yolu ağzına almıyor bile.

daha dün kurulmuş atasehir Belediyesi bile en berbat mahallelerinin altyapı sorunlarına yöneldi. en bicimsiz sokakları iyileştirme çalısmaları yaptı,yapıyor.
Kadıköy’den aldığı mahalleleri bile daha Bayındır hale getirdi.

tüm belediyeler çöp toplar,parkı,saglık ocağını yaptirir.
modası 20 sene önce gecmis, 3 kalite belediyecilik hizmetiyle kimse Fındıklı’dan oy beklemesin.

Şişli gibi bir ilçe de bile hala daha iyi ne yapabiliriz diye çalışılıyor.

bir atasehir, bir gaziosmanpasa, bir bir Kağıthane kadar da mı olamıyor Maltepe?

fakat bu yol icin artık ciddi bir adım atan ancak bu mahalleliden oy alabilir.

artık deredeki yapıları temizleyerek mi yaparsiniz yoksa viyaduk gibi ayaklar uzerinde mi olur orasını siz bilirsiniz ama FINDIKLI’YA YOL ŞART !!

yol yoksa size oy moy yok.

Fındıklı’dan bir kac fotograf

20121216-203052.jpg

20121216-203103.jpg

20121216-203131.jpg

20121216-203138.jpg

20121216-203232.jpg