Doğumgününde dedeni kefenlersin.

Bitmeyecek ve hiç değişmeyecek gibi yaşarız hayatı.

Ama hayatınız bir anda değişebilir, beklenmedik bir anda bitiverir.

Hayat böyledir.

Ama biz ölmeyecek gibi yaşarız.

Günler aylar sonrasını planlarız kendimizeden çok emin bir şekilde. Hayatı çok ciddiye alır, kendi küçük dünyamızdan başka bir şey düşünmeyiz.

Halbuki bu hayatın tek saniyesine bile hükmümüz geçmez.

Sonra bir haber gelir. Kuşun kafesinden kurtulması gibi bir can bedeninden öylece süzülür. Hep var sandıkların yok olur hiç yaşamamış, o evlerde odalarda hiç oturmamış gibi. Her şey geride kalır. Can tenden sıyrılır. Biçare kuş kafesinden uçup sonsuz gökyüzüne kavuşur.

Yaş aldıkça yaşgünlerin de değişir. Yıllar hızlanır.

Yeni nefesler eklenir ömrüne. Mesela hiç beklemediğin bir anda evlat kokusu siniverir hayatına. Hiç bitmesin istersin bayılana kadar koklamak istersin.

Sonra hesap yaparsın Dedenle evladın arasında 100 sene vardır. Tam 100 sene. Geçmişin ve geleceğin.

Koca alem deveran ederken bu ayrıntılar zerredir. Dünya pencereden bir anlık bakıştır. Sıranı bekler bakıp geçersin. Doğumgününde dedeni kefenlersin.

Başladığı yerde biter tüm yolculuklar.

Ve bir ayet sıcaklığı sarar insanı, İnna lillah ve inna ileyhi raciun.