hastalık nasıl gelir?

hava dışarda 12 derece.

kıyafetleriniz mevsim şartlarına uygun.

bir otobüse/metrobüse/metroya biniyorsunuz. bindiğiniz şeyin içi yanıyor. zaten hınca hınç kalabalık. bir de kalorifer yanıyor. gürül gürül.

içerde sıcak bastıkça basıyor.

sonra sizi de ter basıyor.

kalabalıktan ceket-kaban çıkartmanız mümkün değil.

sonra gideceğiniz yere varıp iniyorsunuz.

iner inmez rüzgar.

sonra bir de bakmışsınız iki gün sonra üşüme, ateşlenme ve hastalık gelmiş.

doktora gidersiniz bronşit der.

sonra günlerce ilaç tedavisi. dinlenme şart. hayat ızdırap olur. işiniz gücünüz kalır.

size birinin bakması gerekir. ona da ayrı sıkıntı.

ilaçlara sizden para çıkmasa da devletten çıkar.

bunların hepsini üstüste koyun.

ülkede binlerce insan bu şekilde hasta oluyor.

burda dikkat çekilmesi gereken iki nokta var:

saçma sapan mevsim değişiklikleri yüzünden ne kadar iş kaybı yaşanıyor?

antibiyotik ve diğer ilaçların satışından ilaç sektörü bu işten ne kadar kazanıyor?

en iyisi hava eksi 30 falan olmadıkça toplu taşımada ısıtma açılması yasaklansın.

herkes de üstüyle başıyla terlemeden yolculuk etsin.

Reklamlar

19 FK üzerine..

Fındıklı Mahallesinin yeni otobüsüne merhaba deyin!

19 FK!

ilk olarak Fındıklı Mahallesi Kozyatağı RİNG sefer olarak konulan bu hat son yapılan bir değişiklikle AYRILIKÇEŞME MARMARAY istasyonuna kadar uzatıldı.

durakları ise şu şekilde..

yeditepe ÜNV. – atatürk caddesi  – fındıklı muhtarlık – çamaşır deresi yolundan – ertaş sokak bostancı köprüsünden e5 ve ayrılıkçeşme! 

 

saatler çok sık olmasa da fındıklı atatürk caddesinden gitmesi dışında isabetli bir hat olmuş hem 19Fnin hem de 16Fnin yoğunluğunu azaltacaktır.

Peki Atatürk caddesi yerine nasıl gitmeliydi ?

 

çok net bir şekilde Hancıoğlu caddesinden gitmesi lazımdı.

hancıoğlu ve civarında oturan insan yine “ulaşabilmek” için atatürk caddesine kadar yürümek zorunda kalacaklar.

 

dileriz bu yanlış da zamanla düzeltilir…

Görsel

uzakta oturan adamın sıkıntısı

önceki yazılarda bir kaç sefer şikayet ettik.

böyle ulaşım mı olur, böyle otobüs mü olur, böyle yol mu olur diye.

yeni yapılaşan yerlerin kaderi böyle.

ihtiyaçların aciliyeti dayanılmaz noktaya gelene kadar kimse oralı olmuyor.

halbuki bir yere yerleşecek insan sayısına göre ÖNGÖRÜ ile plan yapılsa?

idarecilerimiz öngörülü olmayı pek sevmiyorlar.

istanbulla honkong bana aynı hissi veriyor. gerçi honkongun istanbuldan daha düzenli olduğu anlaşılıyor ama her iki yerde de mantık “kilometre kareye ne kadar insan sığdırırsak o kadar iyi”.

halbuki ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi değil miydi o?

( hoş bizim idarecilerin gönlünde yatan aslan hongkong.ben size söyliyim. )

neyse hal böyle olunca ben oturup senede kaç saat yolda geçiyor diye bir hesaplayayım dedim.

şimdi şöyle.

benim ikâmetgahım halihazırda, süper harika muhteşem güzeide bayındır mahallemiz FINDIKLI’da.

çoğu günler anadolu yakasından avrupa yakasına geçmek zorundayım.

okul,iş ve diğer sebeplerden.

örneğin evden çıkıyorum ve istikamet okulun olduğu yer olan beyazıt.

evden sabah 7’de çıktım diyelim.

en yakın otobüs durağına 650 metre yürüyorum.bu yolun büyük kısmı yokuş. bu sebepten 10-12 dakika da durakta oluyorum. 07.10

ortalama 7-8 dakika otobüs bekliyorum.

otobüse biniyorum. 07.18

kozyatağı beyazevlere gelmek trafiğin ve yolcunun durumuna göre 15 dakika ile 30 dakika arasında zaman alıyor.

en iyi ihtimalle 07.35-07.40 arasında kozyatağında oluyorum.

buradan beyazıta gitmek için en iyi yol harem – sirkeci feribotu ve ardından tramvay.

kozyatağından sonra ise E5 karayolu üzerinden gitmek için 25-30 dakikaya ihtiyacınız var. yani 08.10 gibi haremde oluyorum.

HİÇ feribot beklemeden hemen bindiğim takdirde 15-20 dakika sürüyor sirkeciye gelmesi.

bugüne kadar hiç beklemeden feribota bindiğim 4-5’tir.

ortalama 5-10 dakika bekliyorsunuz.

yani 8.30da sirkecide oluyorum.

burdan sonra 4 durak tramvay yolum var. beklemeden bindiğimi varsayarsak 3 dakikadan 12 dakika da beyazıtta oluyorum.

yani 8.45 de beyazıta varmış oluyorum. bir saat 45 dakika.

evden 7 de çıkmıştım.

bu süreçte 16f gelirse; 3 vesaitle, 19f ile kozyatağından aktarma yaparsam; 4 vesaitle beyazıta gidiyorum.

biraz daha iyimser olarak bu süreyi 1.5 saat olarak hesaplıyorum.

akşam yine aynı yoldan geliyorum.

etti mi size 3 saat.

ayda 20 iş günü var. ben cumartesileri de çalışan birisi olduğum için ayda 25gün aşağı yukarı bu şekilde.

ayda 3*25 = 75 saat eder. bir yılda (75*12 =) 900 saat eder.

900/24=37,5 gün eder.

yani yılda hayatımın bir ayı yolda geçiyor.

bu süre keyfekeder harcadığım bir süre değil.

okula ve işe gidebilmek için yolda harcadığım süre.

bana yazık değil mi?

bu sıralar – Şubat 2013

yaşlıları anlamak güç..

birisi istanbul üniversitesi bahçesindeki kedievlerinden şikayetçi..

diğeri kadıköy belediyesinin bahçesinden lütfedip verdiği -yeni meydanın- içindeki Atatürk heykelinin küçüklüğünden..

anlaşılmaz olan tarafı ise ikisi de bu şikayeti için girişimde bulunmuş..

biri rektörlüğe dilekçe vermiş öbürü belediyeyi telefon yağmuruna tutmuş..
gerekçelerin de içi boş..

kedievinin ne işi varmış üniversiteside,kediler etrafı pisletiyormuş..

diğeri ise diyor ki heykelin arkasındaki taş çıkıntı bile heykelden daha büyükmüş..

fakülteyi fare bastı mı sen o zaman da şikayet edeceksin bey amca..emin ol şimdikinden daha fazla şikayet edeceksin..

ve sen laikçi teyze..
zaten boyu 164 cm olan adamı birdoksanmış gibi işlemiş heykeltraş..

o derece heybet katmış..
daha neyin peşindesin?

o sırada Bakırköy’e giderken buluyorum kendimi..
metrobüsün en insancıl istasyonu soğütlüçeşme..

hareket ediyoruz..
metrobüsün kirli camına yaslanmışım..
bir elimle çantamı diğeriyle yağlı demiri tutuyorum..

bir kaç gün önce körüğün ordaki demire yapışmış ve katılaşmış bir sümük gördüğümden beri iyice tiksindim metrobusten..

iki polis dikiliyor yanımda..
nerden baksan benden 4-5 yaş ufaklar..
biri kurmal,biri sarışın..
kumral olan diğerine amirini şikayet ediyor..
sarı kafa da “zaten cumaya bile gitmeyen,zina yapan adamdan ne bekliyorsun” diyor..

kendi kendime düşünüyorum..
metro en güzeli abi..
ama bizim mahalleye asla metro gitmedi ki..
asla da gitmeyecek..
eski mahallem ne guzeldi..
bakkalın önünde toplanirdik..
tıpkı o dizideki gibi..

bu mahalle bok gibi..
findiklidaki o eğimde anca teleferik gider..
sikiim böyle mahalleyi diyorum içimden..

sonra incirlide iniyorum..
yürüyorum aşağı..
adliyeye gidiyorum..
7. kata çıkıyorum..

pencereden bakınca Anadolu yakasının büyük kısmı gözüküyor..
gökdelenlerimizde fena gözükmüyor hani..

bizim memurlarda bir trip var ki sormayın gitsin..

daha önce bir işi yapmamışlar ise , önlerinde yapmadıkları bir şey gelmiş ise , mümkün değil inanmıyorlar öyle bir şey olduğuna..

önce yapmak istemiyorlar..
üstelerseniz illa bir üstlerine sormaya koşuyorlar..
üstleri tamam dese bile ikna edemiyorsunuz..

bu hem işlerinde yetkin olmamalarının sonucu hem de toplumun doğumdan itibaren ayrı ayrı herbir bireyine böcek gibi muamele göstermesinin sonucu..

sonra bir kaç iühfli görüyorum..
afralar tafralar..
Twitter biosuna tek yazabildiğin istanbul hukuk mezunu , stj. avukat…

başka bir meziyetin yok ki..
büyük böceklerin gölgesinde böcekçe bir yeredinmek..
hayata dair tüm amacın bu..

adalet ??
kağıt üzerinde …

parasızlık bizi mahvetti.. parasız yasamak mümkün değil..
bu yüzden para icin her şeyi yapabiliyoruz..biz insanlar..

oldum olası Bakırköy ve havalisini sevmem…
havalisi derken..
ataköyü şirinevleri Bakırköy sahili meydanı zeytinburnusu güngöreni bahçlievleri haznedarı merteri cevizlibağı …

daha doğrusu edirnekapıdan sonra benim için komple Bakırköy ..
seçimlerde 3 bölge..

hiç sevemedim..

neyse …

geldim bakırkoy meydan dedikleri saçma sapan yere..

bindim trene.. geldim Sirkeci’ye ..
1martta kapanacakmiş tren..

az dolandım..
sirkeciyle aramız eskiden beri iyi.. eski adetimdir,biraz buyuk postanenin merdivenlerinde oturdum..

sonra bindim vapura..

korutürk geldi..

bu şehirdeki en güzel şey vapur..

hele de eskilerden biriyse..

gerçi eskilerden kalmadı ya artık..
pasabahçeyi çok özledim..
emeksiz gibi
İhsan kalmaz gibi..

daha eskisine tevellüt yetmez zaten.

bok vardı Anadolufenerini izmite verdiniz..

Beykoz’dan sırf pasabahceyi öyle yabani hayvan gibi bağladıkları için nefret ediyorum..

nikah dairesi yapacağız diye anasını bellediniz..
pimapen taktiniz ulan..
ben ona bindim mi içim pırpır ederdi..
kıydınız ona..

çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

simdi meydan gaz tenekelerine kaldı..

gaz tenekeleri..

Karşıyakayi düşündüm vapurda..
8inci siradayiz.. hala umut var..
1461 maçını alsak ne iyi olur..
sen yendikçe biz güçleniyoruz..

Caner ağcanin herkesin bir bir kaçıp gittiği günlerde attığı “kalıp savaşmaya devam” twiti çok kıymetli..

bizden çaldığınız puanlar da çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıksın..

zaman geçti..

kalan zamanda onu düşündüm..
bu şehirde bizi ayakta tutan bir onun gözleri..

onun gözleri olmasa belki çoktan bitirmiştim kendimi..

derken saat 21.30 Kadıköy’den 19f ye bindim..

daha iskeleden yer yok..
bu otobüs 7-8 dakikada bir kalkıyor yanlış anlaşılmasın..

altıyola geldiğimizde 3. duraktan tıklım tıklım..
bu şekilde mahalleye kadar geldi..

bu sırada aklıma geldi sahrayıcedite doğru çalışma vardı..unutmuşum.. ama artık çok geçti..

velhasıl kadıköy mahalle arası 70-75 dakikayı buldu..

senin ananı avradını…

eve geldim yemek yenmiş meyveler yenmiş çaylar içilmiş..

kimsenin izlemediği yerel kanallar izleniyor yine..

yarın birkaç gün için yatılı misafir varmış..
dış kapının mandalı..
bir bu eksikti..

hayatımın özeti..
kendi evinde misafir ,
kendi memleketinde yabancı,
kendi hayatında başkasının hayatlarını yaşamaya mecbur bırakılmak istenen bir orta sınıf..

önüne hedef diye konan ise küçük burjuva olabilmek..

cuma gelsin de buzlu rakılar içeyim..
içip içip hepinize küfredeyim..
sonra gizli gizli ağlayayım..

isuzu

geçenlerde isuzunun son modeli olan citibus modelini , 139a hattında çalışırken gördüm.

tasarımı hoşuma gitti.

en dikkat çeken yönü ise numaranın sağda hat isminin solda olması.

aslında küçük otobüs sınıfı minibüslerin dönüşümünde buyuk rol oynayabilir.

isuzu citibusta 20 civarı koltuk var. ve 3 kapı standart.

citibus’in icini gormedim ama malzeme kalitesi iyidir umarım. çünkü ioas otobüslerinde, man ve otokar hariç, malzeme kalitesi düşük. bu da yıpranma hızını arttirirken, toplam kaliteyi azaltan bir unsur.

20121211-114119.jpg

20121211-114140.jpg

kadıköy- söğütlüçeşme tramvayı

bir caddeyi trafiğe kapatalım demek öyle kolay söylenecek bir laf değil.

hele işlek bir anacadde ise söz konusu olan.

kadıköy istanbulun asyadaki merkezi. üsküdarla birlikte.

ama üsküdardan daha fazla neredeyse tuzlaya kadar uzanan bir hinterlanda sahip.

ayrıca ulaşımdaki ana aktarma noktası.

tarihi kültürel ve ekonomik bakımdan da anadolu yakasının lokomotifi.

avrupa yakasının hem taksimi,hem eminönüsü, hem de beşiktaşı kadıköy. hatta ortaköyü.

bu ilçenin nefes alacağı, rahat rahat yürüyeceği, alışveriş yapabileceği, bir caddesi var. bahariye.

ama bahariye konumu itibariyle kadıköyde ana cadde değil.

kadıköyde eksik olan bahariye caddesini bütünlemesi gereken diğer bir caddenin olmayışı;

kadıköyün asıl ana caddesi olan söğütlüçeşme caddesinin trafik içinde boğulması.

bu cadde araçlar , otobüsler , dolmuşlar ve taksiler için. kaldırımlar eçiş büçüş.

gürültü seviyesi bazen dayanılmaz.

aşağıda görüleceği üzere kadıköy iskele ile kadıköy belediyesi arasında 3 kmlik bir yol var. bu üç kilometrenin 2500 metresi işlek caddelerden oluşuyor.

kadıköy bostancı tramvayı gibi afaki bir düşünce değil bu.

kadıköy belediyesinin YETKİ sınırlarını aşmayan, bütçesini aşmayan uygulanabilir bir proje. eskişehirdeki tramvay uzatmaları bu konuda yol gösterebilir.

dün kurulan belediyelerin bugün yaptığı prestij cadde uygulamalarını görüyoruz. yayalara kazandırılmış alanlar, hem semte hem ekonomiye can veriyor.

fakat kadıköyün bu araç yoğunluğu kadıköyü yoruyor. tadını kaçırıyor.

işte bu sebepten :

“kadıköy iskeleden başlayıp altıyola , sonra boğanın yanından kuşdili caddesine inecek,kuşdili caddesinden karadut sokağa ( ki halihazırda trafiğe kapalı bir sokak karadut sokağı) girip oradan tekrar söğütlüçeşme caddesine çıkıp, söğütlüçeşme camisine kadar inecek. oradan belediyenin etrafını dolaştıktan, sonra tekrar altıyola çıkacak , sonrasında kadıköy iskele istikametinde geri dönecek 3000 metrelik çift yönlü bir tramvay hattı
metrobüsün kadıköy sahile inmesinin imkansız olması sebebiyle , bu tramvay iskele-kadıköy-metrobüs aktarmasını en iyi şekilde sağlayacak.yapılabilir.

moda tramvayı ile yukarı çıkarken hattı ortak kullanabilir. böylece söğütlüçeşme caddesi hem tramvaya açık olacakken hem de 2 şerit araç trafiğine açık olacak. otobüsler kadıköye

inmeden söğütlüçeşmeden döndüğü için kadıköyün içindeki yoğunluk azalacak.

bununla birlikte özellikle iskeleden altıyola kadar olan kaldırımlar ve söğütlüçeşme caddesindeki kaldırımlar iyileştirilip, bina cephelerinin düzelmesiyle kadıköyün havası değişecek.

ibb’nin yapacağı meydan düzenlemesiyle entegre edilerek yapılabilir bu çalışma.

selami başkandan bu konuda bir çalışma bekliyoruz.

işte görsel : ( NOT : bunlar kişisel fikirlerdir. )
kadıköy söğütlüçeşme tramvayı